AİHM'e başvuru için önce Anayasa Mahkemesi şartı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne Bireysel Başvuruda Bulunulmadan Önce Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuruda Bulunulması Zorunluluğu

Hasan Uzun/Türkiye Kararı (Mayıs 2013)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Hasan Uzun/Türkiye davasında (başvuru no: 10755/13) oy çokluğu ile (5’e karşı 2 oy) verdiği kararla, T.C. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının başladığı tarihten itibaren, bu hak kullanılmaksızın AİHM’ne yapılan başvuruları, “iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması” gerekçesiyle kabul edilemez bulduğunu ifade etmiştir.
Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkında bilgi almak için tıklayınız!

AİHM kararına konu olayda, 25 Eylül 2012 tarihli Yargıtay kararı ile kesinleşen bir kararla ilgili olarak 3 Ocak 2013 tarihinde AİHM’ne yapılan başvuru ele alınmıştır. AİHM, kararında;

T.C. Anayasası’nın 13 Mayıs 2010 tarihinde değişen 148.maddesi uyarınca kabul edilen bireysel başvuru hakkının, 6216 sayılı Kanun hükümlerine göre, 23 Eylül 2012 tarihinden sonra kesinleşmiş kararlar için kullanılabileceğini,
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkının kullanımında bugüne kadar bir sorun tespit edilmediğini, 30 günlük başvuru süresinin esas itibariyle makul olduğunu,
Başvuru harcı olarak belirlenen harcın aşırı görünmediğini, ayrıca başvurucular için adli yardımdan yararlanma hakkının olduğunu,
Anayasa Mahkemesinin kamusal makamların eylemlerine karşı ihtiyati tedbir kararı verme yetkisinin olduğunu ve Mahkemenin yetkisinin AİHS ve ek Protokolleri de kapsayacak şekilde düzenlendiğini,
Anayasa Mahkemesinin, bir temel hakkın ihlali yönünde tespit yapması halinde dosyayı yargılamanın yenilenmesi için yetkili mahkemeye iade etme hakkının olduğunu, gerektiğinde başvuru sahibine uygun bir tazminat ödenmesine karar verebileceğini,
Anayasa Mahkemesi üye sayısının 17’ye yükseltildiğini ve sistemin iyi işlemesi için Mahkemeye yetecek ölçüde kaynak ayrıldığını,
tespit ederek, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmaksızın kendisine iletilen Hasan Uzun başvurusunu “iç hukuk yolları tüketilmediği” gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur. Bu karar, en azından belli bir dönem için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmaksızın AİHM’ne bireysel başvuru yolunun kapanması anlamına gelmektedir. Bu çerçevede, başvuru hakkını kullanmak isteyen kişilerin, kararın kesinleşmesinden sonraki otuz günlük yasal süre içerisinde, usule uygun bir şekilde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmaları zorunluluğu bulunmaktadır.

AİHM, kararının son bölümünde, bu kararın, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun “etkili olup olmadığı konusunda bir husus içermediğini” beyan ederek, Anayasa Mahkemesinin içtihadının AİHM içtihadına uyumunu denetleme yetkisinin saklı olduğunu, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun uygulamada etkin olduğunu ispat yükünün Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunuvurgulamıştır. Buradan, AİHM’nin belirli bir süre Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru yolunu gözlemleyeceği ve etkin bir hukuki yol olup olmadığını kararları üzerinden değerlendireceğini anlamak mümkündür. (Anayasa Mahkemesi tarafından Mart sonu itibariyle yayımlanan bireysel başvuru istatistiklerinde, açıklanan tüm kararların olumsuz olması dikkate alındığında, başvuru yolunun “etkililiğinin” yakın zamanda tartışmaya başlanabileceğini söylemek mümkündür.)

Share

Kaç kişi sitede?

17 ziyaretçi ve Kullanıcı yok çevrimiçi

Sorularınız ve görüşleriniz için :

Paylaş