AİHS Mülkiyet Hakkı

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında mülkiyet hakkı

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mülkiyet hakkını geniş ve özerk yorumlamaktadır.

1- Menkûl ve gayrimenkûl mallar,

2- Elle tutulur veya tutulmaz varlıklar, 

3- Hisseler, patentler, 

4- Tahkim karârları,

5- Emeklilik maaşı hakkı,

6- Ev sâhibinin kirâ alma hakkı,

7- Bir faaliyetin yürütülmesine ilişkin ekonomik çıkarlar,

8- Bir mesleği icrâ etme hakkı,

9- Usûlün uygulanacağına dâir meşrû bir beklenti,

10- Hukukî bir hak iddiâsı (alacak ve borç sâhibi olma durumu), 

gibi unsurlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre mülkiyet hakkının kapsamındadır.

Mevcut mülkiyet hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin koruması altındadır. Gelecekte gerçekleşecek mülkiyet hakkı (örneğin; miras yoluyla mülk edinme), 1. madde kapsamında değildir. 

Mülkiyet hakkı, gerçek ve özel tüzel kişiler için koruma altındadır. Mülkiyet hakkını düzenleyen madde, üç belirgin kuraldan oluşmaktadır :

1- Genel özellik taşıyan birinci kural, mal ve mülkün dokunulmazlığı ilkesine dayalıdır.

2- Mal ve mülkten yoksun bırakılma ve koşullarını sınırlı ve açıkça belirlenmiş olması gereklidir.

3- Devletlerin, genel çıkarlar doğrultusunda gerekli görülen kânunları uygulamak sûretiyle mülkün kullanımını kontrol etme yetkisi açıkça tanımlanmış ve kânunla sınırlandırılmış olmalıdır.

Mal ve mülkün uzun süre kullanımdan yoksun bırakılma hâli (23 yıllık kamulaştırma izni, 25 yıllık inşaat yasağı), önlemler daha sonra kaldırılsa dahi, mülkiyet hakkı ihlâline sebebiyet verebilir. 

Mülkiyete devletin müdâhalesi, doğrudan kamulaştırma şeklinde olabileceği gibi, fiilen (de facto) olarak kamulaştırma şeklinde de olabilir. Bu durumda müdâhalenin etkilerine, derecesine ve diğer verilere bakılarak fiilen (de facto) kamulaştırma olup olmadığı tespit edilmelidir. 

Mülke yapılan her müdâhale, ancak kamu yararı ve genel çıkarlar gerekli kılarsa haklı görülebilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre ulusal yargı, kendi toplumunun ihtiyâçlarını doğrudan bilmesi sebebiyle, neyin "kamu yararına" olduğunu uluslararası bir hâkimden daha iyi belirleme imkânına sâhiptir. Bu nedenle, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile oluşturulan koruma sistemi içinde mülkten mahrum bırakma önlemlerini haklı kılacak bir kamu meselesinin varlığı ve alınacak önlemler konusunda ilk değerlendirmeyi ulusal merciler yapmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin koruması altındaki diğer alanlarda olduğu gibi burada da ulusal merciler bu nedenle belli bir takdir hakkına sahiptir. Kamu yararı kavramı oldukça geniştir ve kamu yararına ilişkin ulusal makamların karârı, açık bir biçimde mâkûl bir temele dayanmaması hâli hâriç, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından kabûl görür.

Share

Kaç kişi sitede?

61 ziyaretçi ve Kullanıcı yok çevrimiçi

Sorularınız ve görüşleriniz için :

Paylaş